|
SAVAŞLAR
Dandanakan Savaşı
Pasinler Savaşı
Malazgirt Meydan Savaşı
Miryokefalon Savaşı
İstanbul'un Fethi
Otlukbeli Savaşı
DANDANAKAN SAVAŞI
|
Dandanakan Savaşı(1040)
Selçukluları Horasan’dan atmak isteyen Gazneli Mesut büyük bir ordu ile
sefere çıktı. Dandanakan kalesi önündeki savaşı Selçuklular kazandı
(1040).
Dandanakan Savaşının Sonuçları:
- Büyük
Selçuklu Devleti resmen kurulmuştur.
- Horasan’da
Selçuklu egemenliği resmen kesinleşmiştir.
- Selçukluların
İslam dünyasındaki otoritesi artmıştır.
- Gazneliler
yıkılışa geçmiştir.
|
PASİNLER SAVAŞI
|
Pasinler Savaşı(1048)
Çağrı Bey
daha devlet kurulmadan önce 1018 yılında keşif amacıyla 3000 atlı ile Doğu
Anadolu’ya gelmişti. Bu sefer sırasında Selçuklular Anadolu’nun Türkler
için yeni bir yurt olabileceğini anladılar. Dandanakan Savaşı’ndan sonra
Anadolu’ya giren Selçuklular Pasinler’de ilk kez Bizans ordusu ile
karşılaştılar. Pasinler Savaşı Selçukluların galibiyetiyle sonuçlandı.
(1048)
|
MALAZGİRT SAVAŞI
|
Malazgirt Meydan Savaşı(1071)
Alp Arslan’ın Anadolu
topraklarına akınlar yapması üzerine Bizans imparatoru Romanos Diogenes
büyük bir ordu ile Selçuklulara karşı sefere çıktı.
Alparslan Anadolu içlerine akınlar yaptı.
Bizans İmparatoru 200.000 kişilik bir ordu ile Malazgirt Ovası'na geldi.
Mısır Seferi'ne çıkmış olan Alparslan, ordusunun bir bölümünü Suriye'de
bıraktı. 50.000 kadar askeriyle Malazgirt'e geldi.
26 Ağustos
1071'de yapılan savaşta, Bizans ordusu yenildi. İmparator Ramanos Diogenes
(Romen Diyojen) esir edildi. Bağışlanarak ülkesinin başkenti İstanbul'a
gönderildi.
Malazgirt
Meydan Muharebesi, tarihin önemli olaylarından biridir. Bu savaştan sonra
Anadolu'nun kapıları Türklere açılmıştır.
Alp
Arslan’ın Anadolu topraklarına akınlar yapması üzerine Bizans imparatoru
Romanos Diogenes büyük bir ordu ile Selçuklulara karşı sefere çıktı.
Malazgirt ovasında yapılan savaşı Selçuklular kazandı (1071)
|
MİRYOKEFALON SAVAŞI
|
Miryokefalon Savaşı(1176)
Anadolu Selçuklu Devleti ile Bizans
arasında gerçekleşmiştir. 1071 Malazgirt Meydan Savaşı ile Anadolu'nun
kapıları Türklere açılmıştı. Türkler hızlı bir şekilde Anadolu da fetihler
gerçekleştiriyordu. Türklerin ilerlemesinden rahatsız olan Bizans, bu
ilerlemeyi durdurmaya karar verdi. Selçuklu komutanı 2. Kılıçarslan ile
Bizans hükümdarı Manuel Komnenos 1176 tarihinde Miryokefalon mevkiinde
karşılaştı. 100.000 kişilik bir orduya sahip olan 2. Kılıçarslan, Bizans
ordusunu Miryokefalon da sıkıştırdı. Bizans ordusu bozguna uğratıldı.
Bizans hükümdarı Manuel, geri çekilmek zorunda kaldı.
Bu zafer Türkler için çok önemlidir. Bu
zafer ile Türklerin Anadolu'dan atılamayacağı anlaşıldı. Türkler
Anadolu'ya kesin olarak yerleşti.
|
İSTANBUL'UN FETHİ, NEDENLERİ VE SONUÇLARI
II. Murat'ın ölümünden sonra, yerine oğlu II.Mehmet
(Fatih) ikinci defa Osmanlı tahtına çıktı.
II.Mehmet devletin iç ve dış güvenliğinin
sağlanması, Balkanlardaki ilerlemenin devamı için İstanbul’un mutlaka alınması
gerektiğine inanıyordu. Bu nedenle hükümdar olduktan hemen sonra İstanbul’un
fethi için hazırlanmaya başladı.
İstanbul’un Fethinin Nedenleri
1. Osmanlı
Devleti'nin Rumeli ve Anadolu'daki topraklarını birleştirme düşüncesi,
2. Bizans'ın,
Avrupa'yı Türklere karşı her fırsatta kışkırtması ve Haçlı seferlerinin
düzenlenmesine yol açması,
3. Bizans'ın,
Anadolu beyliklerini Osmanlı Devleti'ne karşı kışkırtması. Osmanlı şehzadelerini
isyan etmeleri için kışkırtması. Bu nedenle Anadolu Türk siyasal birliği ve
Osmanlı Devleti'nin güvenliği açısından tehdit oluşturması,
4. Bizans'ın
konumundan dolayı, Türk ordularının Rumeli'den Anadolu'ya, Anadolu'dan Rumeli'ye
geçerken çeşitli zorluklarla karşılaşması,
5. Ekonomik
yönden gelişmek isteyen Osmanlı Devleti'nin İstanbul'u alarak kara ve deniz
ticaret yollarına egemen olmak istemesi,
6. İstanbul'un
alınması durumunda, Avrupa devletlerinin Türkleri Balkanlardan atma ümidinin
kırılacak olması.
Kısaca; II.Mehmet, Batı dünyasına üstünlük
sağlamak, Anadolu ve Rumeli topraklarının güvenliğini ve bütünlüğünü sağlamak,
İslam dünyasında itibar kazanmak, Türk ekonomisini canlandırmak gibi amaçlarla
İstanbul'un fethi için hazırlıklara başladı.
Fetih için Yapılan Hazırlıklar
II.Mehmet padişah olduktan hemen sonra,
İstanbul'un fethi için hazırlıklara başladı. İstanbul tarih boyunca birçok kez
değişik milletler tarafından kuşatılmış fakat alınamamıştır. (Avarlar, Araplar
ve Bulgarlar gibi). Osmanlı hükümdarlarından; Yıldırım Beyazıt, Musa Çelebi ve
II.Murat’ta şehri kuşatmış fakat alamamışlardı. Bütün bunları dikkate alan II.Mehmet,
şehrin fethi için gereken planları hazırladı.
II. Mehmet'in fetih için yaptığı hazırlıklar
1. Bizans'a,
Karadeniz'den gelecek yardımları engellemek ve kuşatma sırasında üs olarak
kullanılmak üzere Yıldırım Beyazıt zamanında yapılmış olan Anadolu Hisarı'nın
(Güzelce Hisar) karşısına Rumeli Hisarı'nı (Boğazkesen) yaptırıldı.
2. Boğazlardan
gelebilecek yardımları engellemek ve İstanbul'u denizden de kuşatmak amacıyla
400 parçalık büyük bir donanma kuruldu.
3. Bizans'ın,
İstanbul çevresindeki kaleleri ele geçirildi.
4. Surların
üzerinden aşırtma gülleler atacak havan topları yapıldı.
5. Edirne'de,
İstanbul surlarını yıkmak için büyük toplar döktürdü. Bu topların planlarını
Fatih'in kendisi çizdi.
6. Surlara
yaklaşmayı ve tırmanmayı kolaylaştırmak amacıyla tekerlekli kuleler yaptırıldı.
7. Kuşatma
sırasında sınırların güvenliği için Macaristan, Sırbistan, Eflak, Venedik ve
Karamanoğulları'yla barış anlaşmaları yapıldı.
8. Avrupa'dan
gelebilecek yardımları önlemek için Balkanlara ordu gönderildi.
Bizans'ın Savunma Hazırlıkları
Osmanlı Devleti'nin hazırlıklarını gören Bizans
imparatoru Kostantin;
· Haliç’ten
gelebilecek Türk saldırılarına karşı Haliç’in ağzını zincirle kapattı.
· Surları
ve kaleleri tamir ettirdi. Halktan bir kısmını askere aldı.
· Halkı
silahlandırdı.
· Avrupa
devletlerinden yardım istedi.
· Bizanslıların
en önemli silahlarından biri de hem karada hem de suda yanabilen Grejuva
ateşiydi.
İstanbul'un Kuşatılması ve Fethi
Hazırlıklarını tamamlayan II. Mehmet, 5 Nisan
1453’te İstanbul önlerine geldi. Şehri karadan ve denizden kuşattı. Bizans
imparatoru, Osmanlıların İstanbul'u savaşsız terk etmeleri teklifini kabul
etmedi.
6 Nisan 1453'ten itibaren İstanbul kuşatması ve
taraflar arasında çatışmalar başladı. 21-22 Nisan gecesinde 72 parçalık Osmanlı
donanması kızaklardan kaydırılarak Haliç'e indirildi. Bu durum Bizans’ın işini
zorlaştırdı. 53 gün süren kuşatma, 29 Mayıs 1453'te şehrin düşmesiyle sona erdi.
İstanbul'un Fethinin Sonuçları
İstanbul'un fethi hem Türk hem de dünya tarihi
açısından önemli sonuçlara yol açtı.
Bu sonuçlar;
· Bizans
imparatorluğu sona erdi.
· Avrupa,
Türklere karşı Hristiyanlığın doğu kalesi olan İstanbul’u kaybetti. Böylece
Osmanlı Devleti Avrupa'ya karşı siyası bir üstünlük kazanmış oldu.
· Osmanlı
Devleti'nin Rumeli ve Anadolu toprakları arasında bütünlük sağlandı.
· Avrupalıların,
Türkleri Balkanlardan çıkarma ümidi kalmadı. Türkler için Balkanlarda daha
güvenle yerleşme imkanı doğdu.
· Türk
ordularının doğuda ve batıda daha güvenle ilerlemesi sağlandı.
· Osmanlı
Devleti'nin başkenti Edirne'den İstanbul’a taşındı.
· II.Mehmet
Fatih unvanını aldı.
· Osmanlı
Devleti'nin Kuruluş Devri sona ererek Yükselme Devri başladı.
· Osmanlıların
İslam dünyasında saygınlığı arttı.
· Hristiyanlığın
Ortodoks Mezhebi (Ortodoks Patrikliği) Osmanlı himayesine alınarak din ve vicdan
özgürlüğü sağlandı.
· Karadeniz
ile Akdeniz arasındaki ticaret yolunun denetimi, Türklerin eline geçti. Böylece
Osmanlı ekonomisi güçlendi. Türk deniz ticareti gelişti.
· Ticaret
yollarının Türklerin eline geçmesi üzerine Avrupalılar doğuya giden yeni yollar
aramaya başladı. Avrupalıların doğu ülkelerine giden yeni yol arayışları Coğrafi
Keşiflere neden oldu.
Büyük topların, surları
yıktığı görüldü. Topun savaşlardaki önemi arttı. Bu durum, Avrupa'da feodalite
rejiminin yıkılmasını kralların güçlenmesini sağladı.
OTLUKBELİ SAVAŞI(1473)
Akkoyunlu Devleti hükümdarı Uzun Hasan ile
Osmanlı Devleti Padişahı Fatih Sultan Mehmet arasında gerçekleşmiştir. Tarihte
iki Türk devleti arasında geçen savaş olarak bilinir. İki hükümdarın cihan
hakimiyeti mücadelesini simgeler.
Osmanlı ordusunun merkezinde Fatih Sultan Mehmed, sağ kolunda Şehzade Bayezid,
sol kolda Şehzade Mustafa bulunuyordu; pâdişâhın yanında yani merkez kolunda
Kapıkulu ocakları ve şehzadelerin kumandaları altında da eyalet kuvvetleri
vardı. Hasan Bey ordusunun sağ kolunda oğullarından Kör Zeynel Mirza ve sol
kolda Uğurlu Mehmed Mirza bulunup Hasan Bey de merkezde idi.
İki taraf arasında 16 Rebiülevvel 878 H./ 11 Ağustos 1473 M. de Çarşamba günü
muharebe yapıldı. İlk muvaffakiyet Osmanlıların sol kolunda görüldü ve muharebe
esnasında bütün hücum Hasan Bey'in merkez koluna tevcih edilerek burası top ve
tüfek ateşi altına alındı; Hasan Bey zor kaçtı, kuvvetleri bozuldu; oğlu Zeynel
Mirza ile ordusundaki yardımcı Gürcü kuvvetleri kumandanı maktul düştüler.
Alınan esirler arasında Timurlulardan olup, Kara Yülük Osman Bey'in kızından
doğan Mirza Miranşah torunlarından Mirza Mehmed Bakır, Mirza Zeynel, Mirza
Muzaffer vardı. Diğer esir edilenlerden Kadı Mahmud Süreyhî ile Hasan Bey'in
nişancısı Hoca Seyyid Mehmed Münşî ve imam ve musahibi Hısn-ı Keyfli Kadı Ali
haklarında hürmet gösterildi; bunların hepsi serbest bırakıldılar. Bir de Fatih
Sultan Mehmed, Karakoyunlulardan olup bu harpte Uzun Hasan'la beraber
bulunanları serbest bırakmış ve yalnız esir düşen ve Hasan Bey'e benzeyen Pîr
Mehmed Alpagot'u serbest bırakmamıştı.
İşte bu suretle üssünden çok uzak bir yerde muharebeyi kabul etmiş olan Osmanlı
ordusu harp tekniği sayesinde düşman memleketi içinde hasmına kuvvetli bir darbe
vurmuştur. Harp önce sağ ve sol cenahlarda yapılmış ise de asıl kat'î netice
Hasan Bey'in merkez koluna yapılan şiddetli hücum üzerine elde edilmiştir.
Hasan Bey pek az bir maiyyet ile kaçmıştı. Kendisine pek benzeyen Pîr Mehmed Bey
Alpagot onun yerinde durup "Hasan Pâdişâh benim dediği için yakalayıp Şehzade
Bayezid'in yanına götürüldü ise de Hasan Bey olmadığı anlaşıldı; bu sırada
Turahan Bey oğlu Ömer Bey de esirliklen kurtarıldı.
Zaferden sonra üç gün muharebe meydanında kalındı; pâdişâh ve diğer ordu
erkânının arzularının tersine Mahmud Paşa'nın ısrarıyla Uzun Hasan Bey takip
edilmeyerek buradan geri dönüldü; bu da Mahmud Paşa hakkında hasımları
tarafından bir dedikodu mevzuu oldu. Dönüşte Şarkî Karahisar teslim oldu ve
buranın kumandanı Darab Bey Purnâk'e Rumelide Çirmen sancağı beyliği verildi.
Burada bulunulduğu sırada her tarafa fetihnameler gönderildi. Has Murad Paşa
kuvvetlerinin imhasıyla zaferden ümidi sarsılmış olan Fatih Sultan Mehmed, bu
muzafferiyetin şükranesi olarak kırk bin köle ve cariye azâd etti ve sefere
hareket ederken maaşlarına mahsuben askere borç olarak verilen yüz yük akçeyi
(on milyon gümüş para) bağışladı.
Fatih'in Hüseyin Baykara'ya fetihnamesi
Fatih Sultan Mehmed, bir İslâm ve Türk devleti hükümdarı olan Uzun Hasan Bey'in
kendi aleyhine olarak Hıristiyanlarla ittifak etmiş olmasından dolayı
ziyadesiyle müteessir olmuş ve Otlukbeli zaferi münasebetiyle Horasan hükümdarı
Hüseyin Baykara'ya gönderdiği fetihnamesinde: "Şimdi anlaşıldı ki Uzun Hasan
beyin ahd ve peyman dilinde olup ef'alinde yokmuş; çünkü diyar-ı İslam'a taarruz
için gayr-i müslimlerle mektuplaşıp anları tahrik etmiştir; sözleriyle buna
işaret etmiştir. Filhakika bu muharebe esnasında Hasan Bey'in müttefikleri olan
Venedik, Papa, Napoli ve Rodos şövalyeleri donanmaları, Batı ve Güney Anadolu
liman ve sahil şehirlerinden bazılarını zabtederek yakmışlardır ki İzmir,
Antalya, Midilli bu yanmış olan şehirler arasındadır.
Vezir-i âzam Mahmud Paşanın Azli
Pâdişâh İstanbul'a gelince bu sefer esnasında bazı mütalealarından hoşlanmadığı
Mahmud Paşa'yı ikinci defa vezir-i âzamlıktan azlederek Edirne civarında
Uzuncaova Hasköyü ismi verilen yerde -ki burada Mahmud Paşa'nın vakıfları vardı;
ikamete memur edip yerine Gedik Ahmed Paşa'yı tayin etti(1474).
Mahmud Paşa, uzun müddet ma'zul olarak yaşamadı. Osmanlı tarihlerine göre aynı
senede Karaman valisi Şehzade Mustafa vefat etmişti; Mahmud Paşa bunu duyunca
pâdişâhı taziyet için İstanbul'a gelmişti; düşmanları tekrar vezir-i âzam
olmasından korkup aleyhine bir entrika tertip ettiler. Mahmud Paşa'nın, ölen
Şehzade Mustafa ile arası açıktı; Şehzadenin ölümünden paşanın memnun olduğunu
söylediler; evine gönderilen bir casus paşanın beyaz elbise giyerek satranç
oynadığı haberini getirdi; bundan başka pâdişâhın Mahmud Paşa hakkındaki
infialine daha başka sebepler de vardı. Bunun üzerine Mahmud Paşa tevkif
edilerek on sekiz gün Yedikule de hapsedildikten sonra 17 Ağustos 1474(3
Rebiulâhır 879) da îdam olundu. İstanbul'da Mahmud Paşa Camii diye meşhur olan
camiinin yanındaki türbeye defnedildi. Halk arasında "Mahmud Pâşa-yı Velî" diye
şöhreti vardır. Âlim, fazıl ve çok değerli bir devlet adamı olduğunda tarihlerin
ittifakı vardır.
Uğurlu Mehmed Bey'in Macerası
Uzun Hasan Bey'in büyük oğlu olup Şîraz valisi bulunan Uğurlu Mehmed, babasından
sonra Akkoyunlu hükümdarı olmak istiyor ve yaş itibariyle bunu tabii görüyordu;
fakat karşısında buna mani olmak isteyen Uzun Hasan'ın sevgili zevcesi, Halil ve
Yakup Beylerin valideleri olan Selçuk Begüm Sultan vardı; Selçuk Begüm, Uğurlu
Mehmed aleyhinde söyleye söyleye nihayet babasını kendisinden soğutmuş ve hayatı
da tehlikeli bir duruma düşmüştü. Kendisini artık emniyet içinde görmeyen Uğurlu
Mehmed 879 H. 1474 M. de yani Otlukbeli muharebesini müteakip babasına isyan
ederek Memlûk devletine iltica ile onlardan yardım istemiştir.
Uzun Hasan'ın Memlûk devletinin kuzey hudutları üzerindeki emellerini ve bu
hususta yaptığı taarruzları bilen Memlûk sultanı, Uğurlu Mehmed'in ilticasından
istifade ile şehzadenin istediği kuvveti verip onu Irak taraflarına
gön¬dermişti. Uğurlu Mehmed, babasının kuvvetleriyle harp etmişse de muvaffak
olamayarak ağır surette yaralanıp kaçmış ve validesini, Memlûk sultanı Melik
Eşref Kayıttaay'a yollayarak babasıyla arasının bulunması ve affedilmesi için
delâletini rica etmiştir.
Uğurlu Mehmed, arzusuna nail olamayınca bu defa da Osmanlıların yanına gelmiş ve
bu halinden Uzun Hasan pek ziyade kuşkulanmıştı. Fatih Sultan Mehmed, Uğurlu
Mehmed'i iyi karşılamış ve Hasan Bey'in Karaman oğullarına yaptığına mukabele
eylemek istemiş onu kızı Gevherhan Sultan ile evlendirerek Sivas
beylerbeyliğiyle hududa göndermiştir.
Uğurlu Mehmed'in hudut üzerinde bulunması Selçuk Begüm Sultan'in emeline mani
olacağından dolayı hükümdarlık vaadi hilesiyle Uğurlu Mehmed davet edilmiş ve o
da bu hileye aldanarak Sivas'tan kalkıp Erzincan'a gittiği gibi yakalanarak
öldürülmüştür (882 H. 1477 M.). Uğurlu Mehmed'le Gevherhan Sultan'ın
izdivacından Göde Ahmed Bey doğmuştu. Uğurlu Mehmed'in öldürüldüğü pâdişâh
tarafından haber alınınca kızıyla beraber torununu Erzincan'dan İstanbul'a
getirtmiştir.
Otlukbeli muharebesinden sonra Uzun Hasan'la barış yapılmayarak bu hal Akkoyunlu
hükümdarının ölümüne kadar sürmüş ve yerine geçen oğlu Sultan Halil, dostluğun
yeniden tesisi için ulemadan Kadı Alâaddin Beyhakî'yi İstanbul'a yollayarak bu
suretle iyi ilişkiler yeniden kurulmuştur.
|