![]() |
|
|
|
ANTLAŞMALAR Uşi Antlaşması(1912) Mondros Ateşkes Antlaşması(1918) Paris Barış Konferansı(1919) Sevr Barış Konferansı(1920) Mudanya Ateşkes Antlaşması(1922) Lozan Barış Konferansı(1923) Ankara Antlaşması(1926) Balkan Antantı(1934) Montrö Sözleşmesi(1936) Sadabat Paktı(1937) Hatay Sorunu(1939)
TRABLUSGARP SAVAŞI(1911-1912) Almanya ile birlikte İtalya da siyasi birliğini geç tamamlayan devletlerdendi. Yeni kuruldukları için sömürgecilik faaliyetlerine başlamamışlardı. İtalya gelişen sanayisine ham madde ve pazar arayışına yönelerek sömürgeci bir politika izlemeye başladı. İngiltere ve Fransa gibi devletlerce sömürgeler daha önceden paylaşıldığından İtalya ancak zayıf devletlerin elindeki toprakları alarak sömürgeler elde edebilirdi. Trablusgarp(Libya), Osmanlı Devleti'nin Kuzey Afrika'daki son toprağıydı. Daha önce İngiltere, Mısır'ı; Fransa Cezayir ve Tunus'u ele geçirmişti. İtalya, Osmanlı Devleti'nden Trablusgarp ve Bingazi'nin kendisine verilmesini istedi. Bu isteği kabul edilmeyince Osmanlı Devleti'ne savaş açtı(1911). Osmanlı Devleti'nin Trablusgarp'a yardım gönderecek kadar güçlü bir donanması yoktu. Mısır, İngilizler tarafından işgal edilmiş olmasından dolayı kara yoluyla da asker gönderemezdi. Ancak; Enver Bey ve Mustafa Kemal gibi bir grup subayı gizlice Trablusgarp'a gönderdi. Bu subaylar yerli halkı İtalyanlara karşı örgütleyip onlara karşı büyük bir direniş sağladı. İtalyanlar iç bölgelere giremedi. Beklemediği bir dirençle karşılaşan İtalya, Osmanlı Devleti'ne isteklerini kabul ettirmek amacıyla Ege Denizi'nde yer alan On iki Ada'ya asker çıkardı. Çanakkale Boğazı'nı kapadı. Bu durumu fırsat bilen Balkan devletleri, Rusya'nın da kışkırtmasıyla Osmanlı Devleti'ne karşı ittifak kurdular. Balkan devletlerinin savaşı başlatması üzerine İtalyanlarla Uşi Antlaşması imzalandı(1912). Bu Antlaşmayla; 1. Trablusgarp ve Bingazi, İtalya'ya bırakıldı. Böylece, Osmanlı Devleti'nin Kuzey Afrika'daki varlığı sona erdi. 2. Rodos ve On iki Ada Yunan işgali tehlikesine geçici olarak İtalya'ya bırakıldı. Not: İtalyanlar, Balkan Savaşı sonunda On iki Ada'yı geri vermedi. İtalya, II.Dünya Savaşı'nda yenilince On İki Ada'yı Yunanistan'a bıraktı(1947).
MONDROS ATEŞKES ANTLAŞMASI(30 EKİM 1918) I. Dünya Savaşı sonunda ateşkes isteyen Osmanlı Devleti ile İtilaf Devletleri arasında Limni Adası'nın Mondros limanında ateşkes anlaşması imzalandı(3O Ekim 1918). Mondros Ateşkes Anlaşması'nı Osmanlı Devleti adına Bahriye Nazırı (Denizcilik Bakanı) Rauf (Orbay) Bey imzalamıştır. Rauf (Orbay) daha sonra Milli Mücadele'ye katılacaktır. Mondros Ateşkes Antlaşması'nın Maddeleri: 1. Çanakkale ve İstanbul Boğazları açılacak, Boğazlardaki istihkamlar, (siperler) İtilaf Devletleri tarafından işgal edilecek. İtilaf Devletlerinin Karadeniz'e serbestçe geçişi sağlanacak. Osmanlı Devleti'nin Boğazlar üzerindeki egemenliği sona erdi. Anadolu ile Rumeli'nin bağlantısı kesildi. Başkent İstanbul'un güvenliği tehlikeye düştü. 2. Osmanlı ordusu terhis edilecek. Orduya ait silah ve cephane İtilaf Devletlerinin emrine verilecek. Anadolu'yu askersiz ve silahsız bırakarak işgaller karşısında direniş olmasını önlemeye çalıştılar. 3. Osmanlı Donanması İtilaf Devletlerinin gösterecekleri limanlarda göz altında tutulacak. Osmanlı deniz gücünü etkisiz hale getirdiler. 4. Toros tünelleri İtilaf Devletleri tarafından işgal edilecek. 5. Bütün haberleşme, ulaşım araç ve gereçleri, İtilaf Devletlerinin denetimi altında bulundurulacak. Bölgeler arasında yardımlaşmaya engel oldular. Anadolu'nun kontrolünü ele geçirdiler 6. İtilaf Devletleri, kendi güvenliklerini tehdit edecek bir durum ortaya çıkarsa, herhangi bir stratejik noktayı işgal edebilecekler (7. madde). Mondros'un en tehlikeli maddesidir. Bütün Anadolu topraklarının işgal edilebileceği göstermektedir. Güvenliklerinin tehdit edilmesi bahanesi işgallere haklılık kazandırmak içindir. 7. Trablusgarp ve Bingazi'deki bütün Türk subayları, en yakın İtalyan garnizonuna; Hicaz, Yemen, Suriye ve Irakta bulunan askeri birliklerimiz ise İtilaf Devletlerine teslim olacaklardı. Osmanlı Devleti'nin askeri bakımından güçsüz bırakmayı amaçlamaktadırlar. 8. Doğu Anadolu'daki altı ilde (Vilayet-i Sitte) Diyarbakır, Erzurum, Van, Bitlis, Elazığ (Harput), Sivas karışıklık çıkarsa, İtilaf Devletleri, bu illerin herhangi bir bölümünü işgal edebileceklerdi (24. madde).
Mondros ateşkesten çok kayıtsız şartsız bir teslim belgesidir. Birinci Dünya Savaşı devam ederken İtilaf Devletleri Osmanlı toprakları için aralarında gizli paylaşım anlaşmaları yapmışlardı. Bu nedenle Mondros Ateşkes Anlaşması'na işgalleri kolaylaştırıp, karşı koymayı engelleyecek maddeler yerleştirdiler. 13 Kasım 1918'de İtilaf Devletleri filosu İstanbul'a demirleyerek yaklaşık beş asırlık başkentimizi işgal etti. Mondros'a dayanarak girişilen ilk işgal, İngilizler tarafından Musul'a yapıldı. Bunun dışında; - İngilizler : Urfa, Antep, Maraş'ı, - Fransızlar Ermenilerle birlikte : Adana, Mersin, Dörtyol'u, - İtalyanlar : Antalya, Burdur, Isparya ve Konya'yı işgal ettiler. İngilizler, işgal ettikleri yerler dışında Çanakkale, Eskişehir, Afyon, Samsun, Merzifon ve Batum'a askeri birlik gönderdiler. İşgaller ateşkesin maddelerine aykırıydı. Osmanlı Devleti çok zor durumdaydı. Not. İngilizler Maraş, Antep ve Urfa'yı daha sonra Fransızlara bırakacaktır.
PARİS BARIŞ KONFERANSI(18 Ocak 1919) Yenilen devletlerle yapılacak barış anlaşmalarını görüşmek amacıyla toplandı. Osmanlı Devleti'nin paylaşılması da bu konferansta görüşüldü. Yunanistan, fırsattan yararlanarak Batı Anadolu'nun kendisine ait olduğunu iddia etti. Gerekçe olarak da uydurma belgeler öne sürdü. Aslında Batı Anadolu gizli antlaşmalarda İtalya'ya verilmişti. İngilizler, sömürge yolları üzerinde güçlü bir İtalya yerine, kukla bir Yunanistan'ın olmasını çıkarlarına daha uygun buldular. Paris Barış Konferansı'nda Yunanlıların, İzmir'den başlayarak Batı Anadolu'yu işgal etmelerine karar verildi. İtalyan delegesi bu duruma çok kızdı ve konferansı terk etti. Paris Barış Konferansı ile aşağıdaki barış antlaşmaları hazırlandı: 1- Almanya ile Versay 2- Avusturya ile Sen Jerman 3- Macaristan ile Trianon 4- Bulgaristan ile Nöyyi 5- Osmanlı Devleti ile Sevr NOT: İtilaf bloğunda ilk anlaşmazlık, Batı Anadolu'nun İtalyanlar yerine Yunanlılara verilmesi oldu.
SEVR BARIŞ ANTLAŞMASI(10 Ağustos 1920)
Ana hatları 24 Nisan
1920'de San Remo Konferansı'nda kararlaştırılan Sevr Antlaşması, 11 Mayıs
1920'de incelenmek üzere Osmanlı Hükümeti'ne verilmişti. Antlaşması'nın kabulünü
kolaylaştırmak ve Sevr hükümlerini uygulamak üzere, İtilaf Devletleri'nin teşvik
ve desteği ile Yunan ordusu da 23 Haziran 1920'de Anadolu'da ve Trakya'da
saldırıya geçti. Bursa'nın, Balıkesir'in, Uşak'ın ve Nazilli'nin ardı ardına
işgali ile Sevr'in uygulanmasını sağlamak ve Antlaşma maddelerinde herhangi bir
değişikliğe meydan vermemek bu saldırıda esas amaç olmuştu. SEVR ANTLAŞMASI ÖLÜ DOĞMUŞ BİR ANTLAŞMADIR, YERİNE LOZAN BARIŞ ANTLAŞMASI İMZALANMIŞTIR.
MUDANYA ATEŞKES ANLAŞMASI(11 EKİM 1922) Büyük Taarruz'un ardından Batı Anadolu'nun tamamı Yunanlılardan arındırılmıştı. Artık sıra Boğazlar, İstanbul ve Trakya'nın kurtarılmasına gelmişti. Ordumuz Çanakkale ve İstanbul üzerine yürüdü. Boğazlar ve İstanbul Mondros Ateşkes Anlaşması sonrası İngilizler tarafından işgal edilmişti. Bu durumdan telaşlanan İngiltere özellikle Boğazların kendisinde kalmasını istiyordu. Ancak İngiltere Anadolu'da artık yalnız kalmıştı. Bu nedenlerle, İngilizler ateşkes görüşmelerinin başlamasını kabul ettiler. Bursa'nın Mudanya ilçesinde bir konferansın toplanması kararlaştırıldı. 3 Ekim 1922 tarihinde toplanan konferansa Türkiye adına Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa katıldı. Konferansa İngiltere, Fransa ve İtalya temsilcileri de katıldı. Asıl katılması gereken Yunanlılar konferansa katılmayıp Mudanya açıklarında bekleyen bir gemide sonucu beklediler. Bir haftadan fazla süren konferans 11 Ekim 1922'de imzalandı. Konferansta şu kararlar alındı: 1. Türkiye ve Yunanistan kuvvetleri arasında süren silahlı çatışmalar anlaşmanın yürürlüğe girmesi ile sona erecek, 2. Doğu Trakya Meriç nehrinin sol kıyısına kadar boşaltılacak ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümetine bırakılacak, 3. İstanbul ve Boğazlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümetine bırakılacak. 4. Türkler Doğu Trakya'da 800 jandarma bulunduracak. 5. İtilaf Devletlerinin kuvvetleri barış yapılıncaya kadar İstanbul'da bulunacak. Mudanya Ateşkes Anlaşması'nın Sonuçları: 1. TBMM siyası bir zafer kazanmış oldu. 2. Türk vatanının paylaşılma tasarıları sona erdi. 3. Mondros Ateşkes Anlaşması geçerliliğini kaybetti. Yerine Mudanya Ateşkes Anlaşması imzalandı. 4. Bu antlaşma ile İstanbul, Boğazlar ve Doğu Trakya savaşsız olarak kurtarıldı. 5. Türk tarafına Lozan'da bir Barış Antlaşması'nın yapılması için teklifte bulunuldu
LOZAN BARIŞ ANTLAŞMASI(24 TEMMUZ 1923) İtilaf Devletlerinin çıkar elde etmemesi için Lozan Konferansı'ndan hemen önce Saltanat kaldırıldı (1 Kasım 1922). Böylece Türkiye'deki tek yönetim merkezi TBMM oldu. Konferansa Katılan Ülkeler: 20 Kasım 1922'de toplanan konferansa Türkiye, Yunanistan, İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya, Romanya ve Yugoslavya katıldı. Boğazlar ile ilgili görüşmelere ayrıca; Sovyet Rusya ile Bulgaristan katıldı. Türkiye adına konferansa Dış işleri Bakanı İsmet Paşa katıldı. Türk tarafının konferanstan beklentileri şunlardı: - Misak-ı Milli'de belirlenen esasları gerçekleştirmek, - Kapitülasyonları kaldırmak, - Doğu Anadolu'da bir Ermeni devleti kurulmasına engel olmak, - Yunanistan ile olan sorunları çözmek. Türkiye, konferanstan önce kapitülasyonlar ve Ermenilerin toprak isteği konularında taviz verilmemesini, bu konular istenen şekilde sonuçlanmazsa konferansın terk edilmesini kararlaştırdı. Konferansta çözülmesi gereken üç önemli konu vardı: 1. Türk-Yunan barışı, 2. Yeni Türk devletinin sahip olacağı haklar, 3. Kapitülasyonların kaldırılması. İtilaf Devletlerinin katı tutumu yüzünden 4 Şubat 1923'te görüşmeler kesildi. Türk heyeti Ankara'ya geri döndü. Savaş durumunun yeniden başlaması ihtimaline karşı savaş tedbirleri alındı. İtilaf Devletlerinin 23 Nisan 1923'de TBMM'yi yeniden daveti ile konferans tekrar başladı. 24 Temmuz 1923'te Lozan Barış Antlaşması imzalandı. Lozan Barış Antlaşması'nın maddeleri: a) Sınırlarla ilgili maddeler: 1. Trakya'da Yunanistan ile olan sınır, Mudanya Ateşkes Anlaşması'nda belirlenen şekliyle kabul edildi. 2. Suriye sınırı Ankara Antlaşması'nda belirlenen şekliyle kabul edildi. 3. Irak sınırının Türkiye ile İngiltere arasında yapılacak ikili görüşmelerle belirlenmesi kararlaştırıldı. 4. Irak sınırı 1926'da yapılan Ankara Antlaşması ile çizildi. b) Boğazlarla ilgili maddeler: 1. Barış zamanında savaş gemileri hariç bütün gemiler Boğazlardan serbestçe geçebilecekti. Savaş zamanında ise Türkiye Boğazlar üzerinde istediği gibi davranma hakkına sahip olacaktı. 2. Boğazların her iki tarafı askerden arındırılacaktı. 3. Boğazların yönetimi başkanı Türk olan uluslar arası “Boğazlar Komisyonu”na bırakılacaktı. c) Adalar ile ilgili madde: 1. Bozcaada ve Gökçeada Türkiye'ye verildi. Balkan Savaşları sonunda kaybedilen adalardan Türk sınırına yakın olanlar, askersiz hale getirildi. d) Kapitülasyonlar ile ilgili madde: 1. Kapitülasyonlar tamamen kaldırıldı. e) Tazminat ile ilgili madde: 1. Yunanistan'ın savaş tazminatı olarak Karaağaç'ı vermesi kararlaştırıldı. f) Ermeni Devleti ile ilgili madde: 1. Doğu Anadolu'da bir Ermeni devletinin kurulması fikrinden vazgeçildi. Bölgenin Türk toprağı olduğu kabul edildi.
Türk Tarihinde bir dönüm noktası olan Lozan Konferansı sonunda; 1. Sevr Antlaşması ile çizilen sınırlar yeniden belirlendi. 2. Bütün dünya ülkeleri yeni Türk devletinin varlığını resmen tanıdı. 3. Askeri zaferler siyasi bir zaferle bitirildi. 4. Lozan Barış Antlaşması işgalci devletlere karşı büyük bir başarının göstergesi idi. Bu yönüyle işgal altındaki milletlere güzel bir örnek oldu. Lozan Barış Antlaşması'nın ardından İtilaf Devletlerinin son kalan kuvvetleri de Anadolu'yu terk etti. Mustafa Kemal'in dört yıl önceki sözleri gerçek olmuştu. Geldikleri gibi gittiler.
MUSUL SORUNU VE ANKARA ANTLAŞMASI Musul, Mondros Ateşkes Anlaşması imzalanmadan önce Osmanlı Devleti'nin elinde idi. Ancak ateşkesin imzalanmasından dört gün sonra Musul İngilizler tarafından işgal edildi. Lozan Barış Görüşmelerinde Musul konusunda uzlaşma sağlanamadı. İngiltere ile Türkiye arasında dokuz ayda çözülmesi şartı ile Musul konusu Lozan Barış Görüşmeleri'nden çıkarıldı. Musul Sorunu'na Lozan'da bir çözüm bulunamadı. Bu nedenle Irak sınırının belirlenmesi ileri bir tarihe bırakıldı. 1924'te başlayan Türk-İngiliz görüşmelerinden bir sonuç alınamadı. Bu dönemde çıkan Şeyh Sait isyanı da Türk tarafını uğraştırmış ve Musul konusunda zor durumda bırakmıştı. İngilizler bölgede petrol yatakları bulunduğu için Musul'u terk etmek istemiyorlardı. görüşmeler sonuçsuz kalınca konu Milletler Cemiyeti'ne götürüldü. Ancak İngiltere'nin güdümünde olan cemiyet Türkiye aleyhine kararlar verdi. Türkiye, Milletler Cemiyeti ve Lahey Adalet Divanı'nın kararlarını kabul etmedi. Milletler Cemiyeti'nin tavsiyesi ile İngilizlerle olan görüşmeler yeniden başladı. 5 Haziran 1926'da Ankara Antlaşması imzalandı. Antlaşma ile; 1. Musul, Irak’a(İngiliz mandası altındaki) bırakılacak, 2. Irak, Musul'dan elde ettiği petrol gelirinin %10'unu 25 yıllık bir süre ile Türkiye'ye verecekti. Antlaşmayla Türkiye Irak Sınırı çizildi. Ancak, Misak-ı Milli içinde yer alan bir toprak parçası kaybedildi.
BALKAN ANTANTI(1934) 1930'lu yıllardan itibaren dünya barışını tehlikeye sokacak olaylar gerçekleşmeye başladı. Avrupa devletleri aşırı şekilde silahlanmaya başladılar. Bu durumun en büyük sebebi 1. Dünya Savaşı sonunda yapılan barış antlaşmalarının sorunları çözememiş olmasıydı. Dünya barışını korumak için kurulan Milletler Cemiyeti ise görevini yapamıyordu. Almanya ve İtalya. bu yıllarda saldırgan politikalar izlemeye başladılar. Bu devletlerin özellikle Balkanları ve Orta Doğu'yu hedef almaları Balkan devletlerini endişelendirdi. Balkan devletleri kendi aralarındaki anlaşmazlıkları bir kenara bırakarak ortak düşmana karşı güç birliği yapma kararı aldılar. Bu amaçla Türkiye, Yugoslavya, Yunanistan, Romanya arasında Balkan Antantı imzalandı(9 Şubat 1934). Antantın amacı: karşılıklı sınırları güvenlik altına almak, ekonomik ve siyasi iş birliği yapmak ve ortak tehlikelere karşı birlikte hareket etmekti. Balkan Antantı ile Türkiye batı sınırını güvence altına almış oldu. Balkan Antantı'ndan ilk ayrılan ülke Yugoslavya oldu. Pakt, II.Dünya Savaşı'nın ardından dağıldı.
Boğazlar Sorunu ve Montrö (Montreux) Sözleşmesi Lozan Barış Antlaşması'nın Boğazlar konusundaki kararında; Boğazlardan bütün ticaret gemilerinin geçişinin serbest olması, Boğaz kıyılarının askerden arındırılması ve yönetimin başkanı Türk olan uluslar arası bir komisyona bırakılması kararlaştırılmıştı. Bu durum Türkiye'nin bağımsızlığını zedeleyici nitelikteydi. 1930'larda Avrupa devletleri arasında silahlanma yarışı başladı. Silahsızlanma için 1933'te yapılan görüşmelerden bir sonuç alınamadı. Aşırı silahlanma bu devletlerin savaşa girebileceklerinin işareti idi. Ayrıca bu dönemde İtalya Habeşistan'a (günümüzde Etiyopya), Japonya ise Mançurya'ya(günümüzde Çin'in kuzeydoğu bölümü) saldırdı. Almanya da askersiz olması kararlaştırılan Ren Bölgesi'ne girdi. Bu gelişmeler dış diplomaside Milletler Cemiyeti'nin etkisini azalttı. Dünyanın yeni bir savaşın eşiğine girdiğini anlayan Türkiye, kendi güvenliğini sağlamayı amaçlıyordu. 10 Nisan 1936'da Lozan Barış Görüşmelerine katılan devletlere Boğazlar ile ilgili olarak bir nota gönderilerek bir konferans toplanmasını istedi. İsviçre'nin Montrö (Montreux) kentinde toplanan konferansta Montrö Boğazlar Sözleşmesi kabul edildi. Montrö Boğazlar Sözleşmesi'ne göre; 1. Lozan Antlaşması ile kurulmuş olan Boğazlar Komisyonu kaldırıldı. Komisyonun bütün yetkileri Türkiye'ye bırakıldı. 2. Lozan Antlaşması ile askersiz duruma getirilen Boğazların her iki kıyısında Türkiye'nin asker bulundurabilmesi kabul edildi. 3. Barış zamanlarında ticaret gemilerinin Boğazlardan serbestçe geçebilmeleri kabul edildi. 4. Savaş gemilerinin geçişlerine ise sınırlamalar getirildi. Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile, Lozan'dan kalma, Boğazlarda Türkiye'nin egemenlik haklarını sınırlayan maddeler kaldırıldı. Türkiye'nin uluslar arası politikada önemi arttı.
SADABAT PAKTI(1937) Balkan Antantı ile batı sınırının güvence altına alınmasının ardından doğu sınırının da güvenliğinin sağlanması gerekiyordu. 1935 yılında İtalya'nın Habeşistan'ı işgali ile Orta Doğu ve Doğu Akdeniz'in güvenliği tehlikeye düşmüştü. Bu durumda Türkiye tarihten gelen dostluk ilişkilerinin bulunduğu İran, Irak ve Afganistan'la İran'ın başkenti Tahran'da Sadabat Paktı'nı imzaladı(8 Temmuz 1937). Paktın imzalanması Türkiye'nin bölge barışını koruma yönündeki çabalarının bir sonucudur. Sadabat Paktı'nın imzalanması ile Türkiye'nin doğu sınırları da güvenlik altına alınmış oldu.
HATAY'IN TÜRKİYE'YE KATILMASI(1939) Güney cephesinde Fransızlarla mücadele edilmişti. Sakarya Savaşı'nın ardından Türkiye ile Fransa arasında imzalanan Ankara Antlaşması ile Suriye sınırımız çizilmişti (20 Ekim 1921). Ankara Antlaşması'nda Hatay'da özel bir yönetim kurulması, resmi dil olarak Türkçe ve Türk parası kullanılması kabul edildi. Kısaca bölgede yaşayan insanlara geniş haklar verilerek Hatay Fransızlara bırakılmıştı. Ancak, Mustafa Kemal Paşa “Kırk asırlık Türk yurdu düşman elinde esir kalamaz!” diyerek Hatay'ın kurtulacağına inanıyordu. 1936'da Fransa Suriye ve Lübnan üzerinde uyguladığı manda yönetimine son verdi. Bu durumda Hatay'ın Suriye sınırları içinde kalma tehlikesi belirdi. Bunun üzerine Türkiye, Milletler Cemiyeti'ne başvurarak Hatay'ın geleceğine Hataylıların karar vermesini istedi. Milletler Cemiyeti, Türkiye ile Fransa arasında görüşmelerin başlamasını sağladı. Görüşmeler sonunda Hatay'da bağımsız bir devlet kurulması kararlaştırıldı. 2 Ekim 1938'de Bağımsız Hatay Devleti kuruldu. Hatay'ın ilk ve tek devlet başkanı olarak Tayfur Sökmen seçildi.Ancak Hataylılar ve Türkiye, Hatay'ın ana vatana katılması düşüncesindeydiler. Avrupa'da II.Dünya Savaşı'nın çıkmasının an meselesi olduğu bir dönemde (23 Haziran 1939'da) Türkiye ile Fransa arasında Hatay'ın Türkiye'ye katılmasına imkan veren bir antlaşma imzalandı. Gelişmeler üzerine Hatay Meclisi Türkiye Cumhuriyeti ile birleşme kararı aldı (29 Haziran 1939). TBMM Hatay'ın Türkiye'ye katılmasını kabul etti.Daha sonra çıkarılan bir kanunla da Hatay ilinin kurulması kararlaştırıldı. Atatürk'ün dış politikada uyguladığı siyaset sonucu Hatay Atatürk'ün ölümünden sonra ana vatana katılmış oldu. Hatay en son topraklarımıza katılan şehrimizdir. Bu nedenle en son çizilen sınırımız Suriye sınırı olmuştur. Böylece Hatay Sorunu Misak-ı Milli doğrultusunda çözümlenmiştir
|
|
|
Copyright ©2007-2008 Tarihegitimi.com Tüm Hakları Saklıdır. www.egitimogretim.com Üyesidir. |